22 Ekim 2009 Perşembe

7 Ay Sonra Görüşürüz...

İzin de bitti be! Koskoca 20+2 günü yedim bitirdim ve şimdi Balıkesir Terminal'indeyim. 18:50'de Havran otobüsüne binip karakola doğru yola çıkacağım... Yarısını bitirdik böylece askerliğin şu sanıyorum ki 210 gün sonra askerlik benim için de yalan olacak, sanki olmamaış gibi olacak, yapmamaışım gibi olacak ama bitmiş olacak. Askerliği yenmiş olacağım herşeye, herkese ve her olaya rağmen.

İzinde olduğum bu 20+2'nin sadece 4 günü Bursa'da olabildim. Zamanımın çoğunu İstanbul'da geçirdim. Kadıköy şahit oldu orada ve O'nunla olduğuma. Feribotlardan el salladılar, Haydarpaşa'dan seslendiler ve Boğazdan çağırdılar beni sevgilime doğru.

Özgürlük... Ne kadar güzel birşeymiş. Normal insanlar gibi dışarda olmak sevmek, sevdiğinin elini tutabilmek, sevdiğinin gözlerine bakarak "Seni Seviyorum" diyebilmek ve gözlerinizin içinde sevdiğinizin gözlerini görmek hissetmek.

İlk birkaç gün tedirginlikle geçti aslında. Sanki saat 5'te tekrar geri döneceğim gibi hissettim ama dönmedim oradaydım. Herşeyimle ve herşeyle birlikte.

Ama sonra ayrılık vakti geldi çattı. Gitmek zorunda olmak. 3.defa gitmek zorunda olmayı yaşadım. Dayanamadım ve yine ağladım. Daha sarılmadan ağlamaya başladım ve duramadım. Çünkü herzamanki gitmelerimden biri değildi bu. Uzun bir gitme olacaktı ve bu gitme 7 ay sürecekti. Sarıldım, sıkı sıkı sardım sarıldıkça hıçkırasım geldi. Kendimi tuttukça, daha çok zorlandım ve artık git dedim servise bindim ve bıraktım kendimi tedirgin bakan gözlere aldırmadan cama dayadım kafamı durmadım, duramadım ağladım bütün yol boyunca ve şimdi de doluyor gözlerim buraya bunları yazarken ve yine etrafımda o gözler var ve ne yapıyor bu diye bakıyorlar bana.

Gün geldiğinde ve "Bana bir bilet ver ve sadece "gidiş" olsun!" diyeceğim ve o gittiğim yerden ayrılmayacağım o şehirden ve o ülkeden ayrılırker de yanımda olacak ben giderken iç çeken, beni bekleyen, bana güç ve sabır veren, herşeyiyle beni seven...

Şimdi buradayım ama 7 ay sonra yanındayım.Bitiyor ve dönmemek üzere geleceğim...Kendine iyi bak...

Seni Seviyorum!

05 Ekim 2009 Pazartesi

Havran, Balıkesir, Bursa, İstanbul, Bursa Geldim!

İzindeyim! Kısa süreliğine de olsa, sivil olmanın keyfini çıkarıyorum. Ne kadar güzel birşeymiş kıymetini bilin. Ama birşey var, çok boş... Sanki geçen o 7 ay hiç geçmemiş gibi ama, çok uzun bir zamandır uyuyor olmak gibi. Uyandım ve gözlerimi ovuşturuyorum şu an.

25Şubat2009'da başladı askerliğim ve bugün 05Ekim2009 aradan 225 gün geçmiş ama geriye dönüp baktığında birşey göremiyor insan. Çok farklı bir psikoloji yapmayan bilemezmiş bunu gördüm ben.

Askerdeyken, sanki daha önce yaşamamış gibi hissediyor insan. Askerden önce yaptılarınız bir rüya gibi. Sadece bikaç flashbackden ibaret. Ara ara birşeyler hatırlıyorsunuz. Sanki siz doğduğunuzda sizi aldılar ve 20yıldır oradasınız... Ama izne gelince de tam tersi oluyor. Sanki o 7 ay hiç olmamış gibi sanki evden çıktınız ve eve geri döndünüz. İşte o evden çıkma ve eve geri dönme "an"ı 7 aya tekabül ediyor.

Evden son çıktığınız ve geri geldiğiniz o zaman aralığında çok fazla değişmişsiniz sonradan anlıyorsunuz. Görünüş, konuşma, oturup kalkma, tavır, düşünce vs... Sanırım askerden sonra neden "Askerlik çok değiştirdi. Adam oldu" diye duyduğum lafların ne anlama geldiğini anlamaya başlıyorum. Ben daha izinde olmama rağmen o "Adam" olma durumuyla karşı karşıyayım. Şöyle bir durum o durum.

Geliyorsunuz, sanki herşey aynı gibi ama sizin bakışlarınız farklı ve herkesin size bakışı farklı. Ozamana kadar birilerinin dediği şeyler sizin için önemli değil. Birşey de düşünmek istemiyorsunuz ve birilerinin size "yap" demesini bekliyorsunuz. O ilk zamanlar biri size "yap" demezse hiçbirşey yapmadan orada öylece oturursunuz biliyorum. Aslında yapmak istemediğiniz şeyleri yapmaya alıştığınız için evde biri size "yap" dediği zaman sorgulamakla uğraşmıyorsunuz ve direk yapıyorsunuz. Askerdeyken "Ulan bi gideyim" dediğiniz anlar aklınıza gelmiyor bile.

Tabii ben daha o "Adam" olmadım. O "Adam" olmayı da hiç düşünmüyorum. Şimdi de, askerden sonrada o "Adam" olmayan ve kendi verdiği kararları uygulayan, sorgulayan Yasin olmaya devam edeceğim. Sadece üzerime o üniformayı giydiğimde "Adam" olmak daha iyidir. Eğer adamlık buysa, bırakın beni ben "Adam" olmak istemiyorum...

Özgür ruhlu beyaz köle!

Bu kadar asker tespiti yapmak yeter.

01Ekim2009 günü sabah 6,30'da karakoldan ayrıldım. Havran Otogar'ına gittim. 7,10'da otobüse bindim ve Balıkesir'e doğru yola çıktım ve o andan itibaren ben yine Yasin ÜRÜTÜRK'tüm. Hernekadar çevreden gelen bakışlar, "Askersin olum biliyoruz." dese de ben o bakışları umursamadım ve "Askersek insan değilmiyiz ulan" dergibi baktım. Onlarda bana "Asker olduğun için farkı görünüyorsun, sanırız ki birkaç gün böyle tedirgin gezeceksin" der gibi baktı. Bende onlara "Hadi lan işinize, beni kısa favorilerim küpesiz kulaklarım ve kısa saçlarımla yanlız bırakın" der gibi baktım. Onlar da o anda bişey der gibi baktılar ama anlayamadım.

Bursa'ya geldim yere bastım valizimi aldım ve bir süre etrafa baktım. Ne kadar çok sivil insan vardı. Yani ne kadar çok istediği zaman istediğini yapabilen, saçını sakalını uzatabilen, selam vermeden gezen insan vardı bir süre süzdüm. Sonra kendimi toparladım ve eve doğru yola çıktım.

Bursa'da otobüsten inip karşımda Kafkas'ı görünce bir hoş oldum. Kokladım evet! Bursa heryerden farklı kokuyordu. Etrafıma baktım, birkaç tanıdık yüz aradım. Yolda yürürken tanıdık yüz görme hevesiyle yanıyordum. Adliye'den geçtim orada da tanıdık yüz yoktu. 7 ay ortadan kaybolmuştum ve bizim o asi mekanımız, tikilerin, kıroların ve lisesi gençlerin mekanı olmuştu. Sizinle askerden sonra ilgilenirim diyerek hızlı adımlarla uzaklaştım ve eve gittim.

Çantamı attım ayakkabılarımı çıkarmadan koltuğun üzerine atladım ve televizyonu açtım. Uzun zamandır ayaklarımı uzatarak televizyon izyelemiyordum. Çok güzel birşeymiş.

Sonra İstanbul'a gittim. 2 gün kaldım ve geri döndüm. Yarın yine gideceğim ve daha uzun kalacağım.

Ve sonunda sivil olmaya alıştım artık. Artık insanlar bana asker gözüyle bakmıyor, aksine yüzüme gülüyorlardı. Çok mutluyduk halkla birlikle. Benliğime geri dönmüştüm. Ama sakalım ve saçım yok. Sadece kıytırık bir küpe ile idare ediyorum şu anda.

20 Eylül 2009 Pazar

Geliyorum Bursa ...Son 10 Gün!

10 gün sonra izine geliyorum ey Bursa'nın çılgın delikanlıları. Beni özlediniz biliyorum. Tedirginsiniz farkındayım. Tırsıyorsunuz biliyorum ve geliyorum güzel şehrimin gereksiz insanları.

Bundan 220 gün önce sevgiğimden, şehrimden ayrılırken özgürlüğümü ve zevklerimi odamda bıraktım. Geliyorum ve o odaya bir asker olarak girip Yasin Ürütürk olarak çıkıyorum ve sonra başlıyorum herzaman yürüdüğüm yollarda yürümeye, herzaman yaptığım ve yapmayı hoşlandığım şeyleri yapmaya ve sevdiğimin yanında olmaya.

Hasret bitiyor... Geliyorum.

30 Ağustos 2009 Pazar

Bu Ne Biçim Askerlik?

Askerlik denilen etkinliğimin bitmesine 262 gün kaldı. Evet! yanlış okumadın sayın okur bu adam 200 günlük asker. Hernekadar geçen günlerine sevinip kalan günlerine üzülsede durum bu.

Yakın bir gelecekte izne ayrılacağım. Biraz hava değişiminin kimseye bir zararı olmaz kanımca. Hem sevgilimle hasret gidermiş, hemde şu askerlik, içtima, selam dur, tüfek omza, dikkaat! olaylarından da biraz da olsa uzaklaşmış olurum.

Bilen biliyor, bilmeyen de şimdi öğrensin. Gerçi bilmek için neden bu yazıyı bekledin bilmiyorum ama soranlara söylüyorum yani. "Askerlik nasıl gidiyor." diye soruyorlar haliyle... Ehh iyi deyip geçiyorum. Daha sonra "ee ne iş yapıyorsun orada, nöbetler falan zormu" diye bir soru geliyor. "Nöbet tutmuyorum diyorum" şaşırıyorlar, öyle askerlik mi olur diyorlar ama bilmiyorlar ki bu asker bir aşçı. "Yasin Ürütürk Bursa! Birlik Aşçısıyım" diye tekmil veriyor. Aaa nasıl olur. Yasin sen yemek yapabiliyormuydun diye gelen sorunun ardından. Bende, yapıyorum demekki ki hergün 120 kişilik yemek hazırlatıyorlar bana. (120 kişi dediysem yanlış olmasın, karakol 40 kişi 3 öğün olunca otomatikmen okadar kişilik hazırlanmış oluyor. "Gereksiz açıklama oldu"). Derkeen, o soru geliyor. Nasıl, rahatın yerindemi. İşte bu sorudan sonra aklımdan geçenleri ve verdiğim cevabı seviyorum. "Yemeği yapıp yatıyorum. Bir sonraki öğüne kadar hiç işim olmuyor." Tabi soru soranda biraz endişe, biraz şaşkınlık ve akabinde istemdışı bir tepki... "Hee sen rahat askerlik yapıyorsun ozaman..." Evet öyle görünebilir arkadaş! ama Balıkesir - Havran'da bir Jandarma'ysanız, "12000 kişilik bir tugayda piyade olsam keşke" diye içinden geçirmiyor değil insan...

Soruç itibariyle, askerlik zordur ama zorluğu kadar gereksizdir ama şuda bir gerçektir ki, askerlik yapmış biriyle yapmamış biri arasındaki 7 farkı hemen görebilirsiniz.

09 Ağustos 2009 Pazar

Şafak 284! Bitermi?

Geldi, geliyor, gidiyorum, az kaldı ... derken askere geldim, acemi birliğine bitirdim ve şu anda usta birliğinin 3.ayındayım... Geriye dönüp baktığımda pek birşey hatırlamasamda şu bir gerçekki, iyiki asker olmuşum. İyiki asker olmuşum deyişimin vatan-millet-sakarya üçlemesiyle bir alakası yok. O müthiş 3lemeye girersek konu baya uzar neyse...

Duyardım sağdan soldan. "Askere gitmeyen adam adam değildir." Çok doğru. Hernekadar yaptığımız bu "zorunlu hizmet" aslında "vatana hizmet" mi yoksa "üstlere ve amirlere mutlak itaat" mi bu tartışılır ama benim karakterim ne kadar oturdu desenizde, askerde buna birşeyler daha ekleniyor. Yani olgun olmak var, olgunluğu hissetmek var, olgunluğu hissettirmek var. İşte askerden sonra bu 3 özelliğe birden sahip oluyorsunuz. Yani sanki saatlerce mıntıka yapmak yada hergün traş olup, bot boyamak sizi olgunlaştırıyor.

Hayat planımı yaparken "ah şu askerlik olmasa" derdim. Askerden sonra "ah şu ****** olmasa" diye birşey sözkonusu değil. Bir erkek T.C.'de istediği kadar özgür olsun, askerlik yapmış bir birey kadar özgür olamaz.

Neyse yavşak konular bunlar birde işin diğer tarafı var.

Çok hasret çekiyorsunuz bu tabiki yadsınamaz. Ağlamaklı oluyor yada ağlıyorsunuz bazı zaman sevdiğinizi düşünürken. Yada telefonu kapadıktan sonra ilk otobüsle yanına gitmek istiyorsunuz ama sonrasını düşündüğünüzde bu pek mantıklı gelmiyor.